Saç Ekimi Mevsimi Geldi!

. Gerek yurtiçi gerekse acenteler aracılığıyla yurtdışından gelen hastaların taleplerinde patlama yaşandığını söyleyen Estetistanbul Medical Direktörü Dr. Hamid AYDIN bu durumun her yıl tekrarlandığını belirtti.
Oruç ayında saç ekimi ihtiyacı olan kişilerin bile genelde bu taleplerini bayram sonrasına bıraktıkları bir gerçek. Bayram tatilinin rehavetini üstlerinden atan estetik meraklısı kadınlar ve erkekler okulların açılması ile birlikte bu ihtiyaçlarını yeniden hatırlamaya başladılar. Saç Sağlığı ve Saç Ekimi Uzmanı Dr. Hamid AYDIN, saç ekimimin eskisi kadar korkulan bir işlem olmadığın belirterek konu hakkında şunları söyledi;
“Saç dökülmesi sonbaharda daha belirgin bir hal alıyor. Daha önceden saç ekimi konusunda araştırma yapmış hastalar genelde sonbaharda artan saç dökülmesi şikayetleri dolayısıyla sorunlarına kesin bir çözüm bulmak konusunda daha hevesli oluyorlar. Gerek bu sınıfa giren hastalar gerekse saç ekimi yaptırıp yaz tatilini bölmek istemeyen hastalar çoğunlukla bu operasyonlarını bu zamanlara erteleyebiliyorlar.
FUE adı verilen yeni bir yöntem uygulayarak yaptığımız bu işlem ağrısız ve kısa süren bir operasyonla sadece bir günde tamamlanabiliyor. Saç Ekimi konusunda Türkiye dünyanın sayılı ülkelerinden birisi konumunda. Hastalar;  Almanya ve Hollanda başta olmak üzere bütün Avrupa ülkelerinden, Arap ülkelerinden, hatta Afrika ve Amerika’dan bile bir çok hasta saç ekimi yaptırmak üzere Türkiye yi tercih ediyor.
Eskiden sadece daha ucuz olduğu için Türkiye tercih ediliyorken artık saç ekimi Türkiye’de çok daha iyi yapılıyor diye tercih edilen ülke olmaya başladı. Hemen hemen bütün yıl boyunca hastalar saç ekimi için Türkiyeye gelebiliyorlar. Modern hastanelerimizde , uzman ekipler tarafından yapılan saç ekimleri tamamen doğal bir görüntüyle sonuçlanarak hastaların eski saçlarına kavuşmalarına olanak sağlıyor.”
Hastaların kullanması gereken şampuandan tutun ameliyat sonrasında yapılması gereken işlemlere kadar herşeylerini takip ettiklerini ifade eden Dr.Hamid AYDIN , sadece erkekler değil kadınlara da saç ekimi yapılabileceğini, kaş ekimi, sakal ekimi, bıyık ekimi, favori ekimi yapmanın da mümkün olduğunu belirtti.

Etiketler: ,

Kalp Deliklerine Ameliyatsız Tedavi

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Demir ile Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, Tıp Fakültesi’nde 1 yıldan bu yana doğuştan kalp deliklerinin kateter yardımı ile kasıktan girilerek, cerrahi müdahale yapılmaksızın tedavi edildiğini açıkladı.

AÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Toplantı Salonu’nda basın toplantısı yapan Prof. Dr. Demir ve Prof. Dr. Yılmaz, doğuştan kalp hastalığı (Artial Septal Defekt: ASD) tedavisinin Türkiye’de 4 yıldır, 1 yıldan bu yana da AÜ Hastanesi’nde ameliyatsız yapıldığını açıkladı. Rektör Yardımcısı Demir, doğumsal kalp hastalığı olan kişilerdeki kalp deliklerinin çocuk yaşta tedavi edilmesi gerektiğini, ancak hastalık sinsice seyrettiği için atlanabildiğini söyledi.

Rektör Yardımcısı Demir, “Cerrahi yöntem hem pahalı hem de hastanın konforu düşünüldüğü için ‘Bu tür hastalar nasıl kısa sürede taburcu edilir ve ucuz tedavi edilir’ diye yeni teknikler geliştirildi. Bu teknikleri biz de hastanemizde uyguluyoruz. Ameliyatsız yöntemde hastanın kalbine kasık bölgesinden kateter yardımı ile girilerek, doğuştan hastalıklı olan kalbe müdahale ediliyor. Bugüne kadar 10′un üzerinde hastaya uyguladığımız yöntem çok başarılı. Bu yöntemde hastanın göğsü açılmıyor ve estetik olarak müdahale gerçekleşiyor” diye konuştu.

Ciddi hasta grubu var

Bölgede ciddi ASD hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz ise “3-4 yıldır İstanbul ve Ankara gibi merkezlerde uygulanan ameliyat yöntemini 1 yıldır biz de yapıyoruz. Bölgemizde ciddi hasta grubu var” dedi. Prof. Dr. Yılmaz, ASD’nin hastanın yaşam süresini kısaltan bir hastalık olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Daha önce bu tür hastaların tedavisi cerrahi olarak yapılıyordu. Kalp ultrasonu ile tespit edilen delik ameliyatsız yöntemle kapatılabiliyor. Önce ultrasonla deliğin çap ölçümü yapılıyor. Eğer hasta operasyona uygun ise anjiyo laboratuarına alınıyor. Kasıktan toplar damara girilip kalbin sağ tarafına ulaşılıyor. Daha sonra sola geçilebiliyor. Çap ölçümünün sonrasında cihaz uygulanıyor. Bu konuda uygulanabilen birkaç farklı cihaz var. Esnek yapıya sahip cihaz farklı ebat ve çapta olabiliyor. Deliğin tespit edilen durumuna göre. Tüm bu işlemler yapılırken kalp ultrason ile arkadan takip ediliyor. Cihaz ilaç ile uygulanır ve vücudun parçası olur. Vücuda takılan bu ürünle hasta MR da çektirebilir, engeli yoktur.”

Hasta iki gün sonra işe gidebiliyor

Cerrahi müdahalenin çok zorlu ve hastayı yorduğunu söyleyen Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, “Bu yöntem cerrahi müdahaleden farklı. Cerrahi müdahalede hastanın göğsü açılıyor, en erken 4-5 günde taburcu oluyor. 1 ayda normale dönebiliyor ve vücutta iz bırakıyor. Cerrahi müdahalenin süresi de 7-8 saatten az olmuyor. Fakat bu sistemle kasıktan giriliyor. Çok estetik. Hasta bir günde eve gidebiliyor, iki gün sonra da işinin başında olabiliyor. Ameliyat süresi de yaklaşık 45 dakika. Hasta uyumadan müdahale yapılır. Çocuk ve yetişkinlerde uygulanabilir bir yöntemdir” diye konuştu.

Yavaş ve sinsice ilerleyen hastalık

Hastalığın yavaş ve sinsice ilerlediğini söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, “Bu hastalık kişinin yaşam kalitesini etkiler. İlerleyen yaşlarda tüm davranışlarını etkiler. ASD kalp hastalıkları arasında en hafif seyreden hastalıktır. Maliyeti de 7-8 bin TL’dır. Sosyal Güvenlik Kurumu da uygulanan yöntemin ücretini ödüyor” dedi.

Son vakalarının Afyonkarahisar’dan geldiğini, 3 çocuk annesi 58 yaşındaki Emine Güleç isimli kişi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, “Bir gün önce yoğun şikayetlerle gelen hasta bugün taburcu olacak. Son kontrolleri yapıldı. İlaç desteği ile kısa sürede normal yaşamına dönecek” dedi.

Yıllardır halsizlik ve baş dönmesi şikayetleri olduğunu söyleyen Emine Güleç ise sağlığına kavuşmanın sevincini yaşadığını belirterek, tüm şikayetlerinden kurtulduğunu, yorgunluk hissinin kalmadığını kaydetti.

Etiketler: , , ,

Göz altlarında neştersiz gençleşme

Gözaltındaki torbalanmalar, morluklar ve ince kırışıklıkları tedavi etmek için yeni uygulanmaya başlanan “gluco eye” adlı yöntem, gözlerde neştersiz gençleşme sağlıyor.
Cerrahi olmayan uygulamada hastanın işlem için ayırması gereken süre her seansta yaklaşık 15 dakika. Üç hafta arayla 2 – 5 seans sonrasında gözle görünür bir gençleşme sağlanıyor.
Genetik nedenlerle oluşan morluklar, demir eksikliği anemisi veya alerjilerin sonucunda gelişen morluklar veya güneşe bağlı göz etrafında oluşan lekelerin tedavisinde de uygulanan yöntemle 4 ya da 5 seansın sonunda torbalanmaların, morlukların, lekelerin ve ince çizgilerin azaldığı görülüyor.
Nasıl uygulanıyor?
Hastanın göz etrafına ve her iki göz kapağına alfahidroksiasit (AHA) formülasyonu içeren topikal jel sürülüyor. Glikolik asitin, latik asit ile beraber kullanımı ürünün etkisini artırıyor. Ardından asit dengeleleyici maddeler, son olarak ta bakım kremleri sürülüyor. Göz çevresindeki morluklar için şunlanr öneriliyor: Dengeli beslenin, Düzenli uyuyun, Alkol ve sigaradan uzak durun, Yüksek yastıkla uyuyun, Altta yatan alerjik hastalıkları araştırın, Kış aylarında dahi mutlaka güneş koruyucu kullanın,   K Vitamini ve retinoid içeren göz  çevresi kremleri kullanın.

Göz altlarında neştersiz gençleşmeGözaltındaki torbalanmalar, morluklar ve ince kırışıklıkları tedavi etmek için yeni uygulanmaya başlanan “gluco eye” adlı yöntem, gözlerde neştersiz gençleşme sağlıyor
Cerrahi olmayan uygulamada hastanın işlem için ayırması gereken süre her seansta yaklaşık 15 dakika. Üç hafta arayla 2 – 5 seans sonrasında gözle görünür bir gençleşme sağlanıyor. Genetik nedenlerle oluşan morluklar, demir eksikliği anemisi veya alerjilerin sonucunda gelişen morluklar veya güneşe bağlı göz etrafında oluşan lekelerin tedavisinde de uygulanan yöntemle 4 ya da 5 seansın sonunda torbalanmaların, morlukların, lekelerin ve ince çizgilerin azaldığı görülüyor.

Nasıl uygulanıyor?Hastanın göz etrafına ve her iki göz kapağına alfahidroksiasit (AHA) formülasyonu içeren topikal jel sürülüyor. Glikolik asitin, latik asit ile beraber kullanımı ürünün etkisini artırıyor. Ardından asit dengeleleyici maddeler, son olarak ta bakım kremleri sürülüyor. Göz çevresindeki morluklar için şunlanr öneriliyor: Dengeli beslenin, Düzenli uyuyun, Alkol ve sigaradan uzak durun, Yüksek yastıkla uyuyun, Altta yatan alerjik hastalıkları araştırın, Kış aylarında dahi mutlaka güneş koruyucu kullanın,   K Vitamini ve retinoid içeren göz  çevresi kremleri kullanın. (Milliyet)

Etiketler: , , , , ,