arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘ameliyatsız’

Göz altlarında neştersiz gençleşme

Salı, 20 Tem 2010 admin yorum yok
Gözaltındaki torbalanmalar, morluklar ve ince kırışıklıkları tedavi etmek için yeni uygulanmaya başlanan “gluco eye” adlı yöntem, gözlerde neştersiz gençleşme sağlıyor.
Cerrahi olmayan uygulamada hastanın işlem için ayırması gereken süre her seansta yaklaşık 15 dakika. Üç hafta arayla 2 – 5 seans sonrasında gözle görünür bir gençleşme sağlanıyor.
Genetik nedenlerle oluşan morluklar, demir eksikliği anemisi veya alerjilerin sonucunda gelişen morluklar veya güneşe bağlı göz etrafında oluşan lekelerin tedavisinde de uygulanan yöntemle 4 ya da 5 seansın sonunda torbalanmaların, morlukların, lekelerin ve ince çizgilerin azaldığı görülüyor.
Nasıl uygulanıyor?
Hastanın göz etrafına ve her iki göz kapağına alfahidroksiasit (AHA) formülasyonu içeren topikal jel sürülüyor. Glikolik asitin, latik asit ile beraber kullanımı ürünün etkisini artırıyor. Ardından asit dengeleleyici maddeler, son olarak ta bakım kremleri sürülüyor. Göz çevresindeki morluklar için şunlanr öneriliyor: Dengeli beslenin, Düzenli uyuyun, Alkol ve sigaradan uzak durun, Yüksek yastıkla uyuyun, Altta yatan alerjik hastalıkları araştırın, Kış aylarında dahi mutlaka güneş koruyucu kullanın,   K Vitamini ve retinoid içeren göz  çevresi kremleri kullanın.

Göz altlarında neştersiz gençleşmeGözaltındaki torbalanmalar, morluklar ve ince kırışıklıkları tedavi etmek için yeni uygulanmaya başlanan “gluco eye” adlı yöntem, gözlerde neştersiz gençleşme sağlıyor
Cerrahi olmayan uygulamada hastanın işlem için ayırması gereken süre her seansta yaklaşık 15 dakika. Üç hafta arayla 2 – 5 seans sonrasında gözle görünür bir gençleşme sağlanıyor. Genetik nedenlerle oluşan morluklar, demir eksikliği anemisi veya alerjilerin sonucunda gelişen morluklar veya güneşe bağlı göz etrafında oluşan lekelerin tedavisinde de uygulanan yöntemle 4 ya da 5 seansın sonunda torbalanmaların, morlukların, lekelerin ve ince çizgilerin azaldığı görülüyor.

Nasıl uygulanıyor?Hastanın göz etrafına ve her iki göz kapağına alfahidroksiasit (AHA) formülasyonu içeren topikal jel sürülüyor. Glikolik asitin, latik asit ile beraber kullanımı ürünün etkisini artırıyor. Ardından asit dengeleleyici maddeler, son olarak ta bakım kremleri sürülüyor. Göz çevresindeki morluklar için şunlanr öneriliyor: Dengeli beslenin, Düzenli uyuyun, Alkol ve sigaradan uzak durun, Yüksek yastıkla uyuyun, Altta yatan alerjik hastalıkları araştırın, Kış aylarında dahi mutlaka güneş koruyucu kullanın,   K Vitamini ve retinoid içeren göz  çevresi kremleri kullanın. (Milliyet)

Kesmeden Tedavi Kitap Oldu!

Pazartesi, 19 Tem 2010 admin yorum yok

Hekimler rahatlıkla yararlanabilecek…

Jinekolojik kanserlerden kısırlık tedavisine kadar birçok alanda kesi yapılmadan tedavi imkanı sunan ”histeroskopi” yöntemi, Türk bilim insanları tarafından dünya literatürü taranarak kaleme alındı ve hekimlerin başvurabilecekleri bir kaynak kitap haline getirildi.
Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özay Oral önderliğinde Opr. Dr. Serkan Aydoğdu ve Opr. Dr. Furkan Kayabaşoğlu tarafından hazırlanan ”Histeroskopi: Klinik Uygulamalar ve Güncel Yaklaşımlar” isimli kitap, hekimlerin bu teknik hakkında kaynak eksiğini gidermeyi amaçlıyor. Teleskopla rahim içerisine girilerek tanısal ve cerrahi işlemlerin gerçekleştirilmesine yarayan endoskopik bir cerrahi girişimin anlatıldığı kitapta, histeroskopinin uygulama alanları, hasta profilleri, uygulama şekli gibi konularda bilgiler ve son güncel veriler yer alıyor.
Opr. Dr. Kayabaşoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, histeroskopinin cerrahi müdahale gerektiren jinekolojik hastalıkların tedavisinde kesi yapılmadan tanı ve tedavi imkanı sunan bir teknik olduğunu söyledi. Histeroskopinin rahim ağzı ve rahim boşluğunun vajinal yoldan rahim içerisine optik bir cihaz yerleştirilerek izlenmesi olarak tanımlanabileceğini belirten Kayabaşoğlu, yöntemin kısırlık, anormal vaginal kanamaya yol açan nedenlerin araştırılması, doğumsal anormalliklerin belirlenmesi gibi tanısal amaçlarla ya da daha önceden varlığı tespit edilen myomların ya da poliplerin çıkarılması, doğumsal şekil bozukluklarının operasyonu, yapışıklıkların açılması, rahim içerisindeki bölmelerin çıkarılması gibi sorunların tanı ve tedavisinde uygulandığını bildirdi.
Tanısal histeroskopi ortalama 30 dakika içinde gerçekleştirilirken, işlem yapılması halinde süre uzayabiliyor. Genellikle işlemden 2-4 saat sonra hasta taburcu olabiliyor. Kozmetik açıdan da karında büyük kesi izi olmuyor.
-”UYGULAMAYA İLİŞKİN KAYNAK KİTAP YOKTU”-
Opr. Dr. Serkan Aydoğdu da tekniğin başarılı olabilmesi için mutlaka deneyim ve yeterli bilgi birikimin olması gerektiğini vurguladı. Histeroskopi tekniği ile ilgili güncelliğini koruyan bir kaynağın olmadığını ifade eden Aydoğdu, ”Dünyada çok yaygın kullanılan ve başarı oranı çok yüksek olan cerrahi yöntemle ilgili ne Türkiye’de ne de dünyada güncel bilgilerin ve uygulamaya ilişkin tüm detayların bulunduğu bir kaynak kitap yoktu. Kitabımızın, bu açığı kapatacağını inanıyorum” diye konuştu.
Aydoğdu, yıllar içinde histeroskopik cerrahide kullanılan enstrümanların değiştiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
”Histeroskopi ülkemizde de son yıllarda giderek yaygınlaşmaya başladı. Önceleri bu teknik için endikasyonlar daha sınırlı iken günümüzde rahim içini kaplayan normal endometrium tabakasının oluşturduğu iyi huylu tümöral oluşumlar olan endometrial polip, rahim duvarında iyi huylu tümöral oluşumlar olan submukoz myom, rahim içi yapışıklıklar gibi birçok problemde histeroskopi tek tedavi seçeneği haline gelmiştir.
Sadece ülkemizde değil, dünya genelinde de bu cerrahi teknik için kaynaklar çok kısıtlı durumda, genellikle jinekolojik endoskopi kitaplarının sadece bir bölümü histeroskopi hakkında oluyor. Histeroskopiyi ülkemizde çok başarılı şekilde uygulayan bir çok meslektaşımız var. Bu tekniği uygulayanlar olarak hepimiz usta-çırak ilişkisi ile bu eğitimi aldık. Birçoğumuz yurtdışında eğitimlerini pekiştirmek durumunda kaldı. Biz kitabımızı hocamızla yüzlerce ameliyat CD’simizi inceleyerek, 500 civarında literatürden yararlanarak ortaya çıkardık. Amacımız klinik deneyimlerimiz ile dünya literatürünü bir arada sunarak meslektaşlarımız için faydalı bir eser ortaya çıkarmak.”
-KİTAPTA, UYGULAMADAKİ KRİTİK BASAMAKLARIN VİDEOLARI DA MEVCUT-
Kitaba ilişkin bilgi veren Opr. Dr. Kayabaşoğlu da kadın doğum uzmanlarının tekniğe ilişkin bilgi ve deneyim eksiklerinin olduğunu öne sürerek, ”Kongre ve kurslarda konu ile ilgili sunumlar olsa bile histeroskopi uygulanabilmesi için bu yeterli olmuyor. Histeroskopi cihazının kurulumunun bile yapılamaması söz konusu olabiliyor. Dolayısıyla ilk basamaklardaki bu eksiklikler birçok kişi için histeroskopi ameliyatının başlamadan bitmesine yol açıyor” dedi.
Kaleme aldıkları kitabın hekimler için bir başvuru kitabı olacağını belirten Kayabaşoğlu, ”Kitapta, histeroskopi tecrübesi olmayan meslektaşlarımızın ellerine cihazı aldıklarında nasıl kuracaklarını, hastaya nasıl pozisyon vereceklerini, operasyon öncesi hastalarını nasıl hazırlayacaklarını tek tek anlattık. Ayrıca kitabımıza, uygulamalardan özenle seçilen, en kritik basamaklarının gösterildiği 50 videoluk CD ekledik” dedi.  (AA)

Mide İçerisine Girmiş (Migrasyon) Ayarlanabilir Gastrik Band (Mide Kelepçesi) Vakalarının Endoskopik Yöntemlerle Ameliyatsız Tedavisi

Pazar, 13 Ara 2009 admin yorum yok

Ayarlanabilir silikon gastrik band, morbid obezitenin tedavisinde en sık uygulanan tedavi yöntemlerindendir. Gastrik bandla ilişkili erken dönem komplikasyonlar ameliyat sırasında veya sonrasında kanama, enfeksiyon ve pnömonidir. Geç dönem komplikasyonlar bandla veya port sistemiyle ilişkili olabilir. Bandla ilişkili olanlar valv sorunları veya poş dilatasyonu nedeniyle bandın yerinden çıkması, mide delinmesi ve bandın tedrici olarak mide duvarını zedeleyerek mide içine girmesidir. Portla ilişkili problemler enfeksiyon, silikon tüpün ayrılması ve portun dönmesidir.

Bu geç komplilkasyonlar genellikle yeniden cerrahi işlem gerektirirler. Gastrik bandın mide lümenine penetrasyonu nadir bir geç komplikasyondur. Neredeyse tüm vakalarda bandın cerrahi olarak çıkarılmasını gerektiren bu durum, acil olmasa da ciddi bir sorundur. Bazı durumlarda endoskopik tedavi denenebilir ve hatta endoskopik tedavi giderek ikinci ameliyat gereksinimini ortadan kaldırmaktadır.

Band penetrasyonu genellikle hastanın kilo vermesinin durması, hatta yeniden kilo almaya başlaması ile kendini belli eder. Çoğu hastada port yerinden sürekli bir akıntı ve enfeksiyon sorunu yaşanmıştır. Başlangıçta yapılan endoskopilerde band görülemeyebilir ve sürekli antibiotik tedavileri, portun değiştirilmesi veya tamamen çıkarılması gibi çözümler denenmiş olabilir. Penetrasyon gözlendiğinde ise hastanın belirtilerine göre karar verilmelidir. Hastanın ciddi şikayetleri yoksa, bandın tam olarak mide içine girmesi beklenebilir. Total penetrasyon durumunda endoksopik band çıkarımı güvenli şekilde uygulanabilir.

Endoskopik çıkarma işlemi, her an ameliyata dönülebilecek bir ortamda gerçekleştirilmelidir. Bandı tutan bir doku köprüsü varsa epinefrin enjeksiyonundan sonra iğne papillotom ile koterize edilerek kesilmelidir. Doku köprüsü ayrıldıktan sonra bandı tutan sadece port bağlantı tüpüdür. Lokal müdahale ile port çıkarılıp, tüp kesildikten sonra band çekilerek tüp mide içine alınabilir. Band AMI firmasınca üretilen gastrik band kesici ile kesildikten sonra bir polipektomi snare yardımıyla ağız yoluyla dışarı alınabilir. İşlem sonrası genellikle sorunsuz seyreder. Çekilen bir radyoopak grafi ile kaçak olmadığı tespit edildikten sonra ağızdan beslenmeye başlanabilir.

Band migrasyonu nadir bir geç dönem komplikasyonudur. Primer sebebinin bandın mide duvarına uyguladığı basınç olduğu düşünülmektedir. Dış basıncın fazlalığının aşırı dolumlardan veya ameliyat sırasında fazla mide dokusunun bandla sıkıştırılmasından kaynaklanabileceği ve ameliyat sırasında mide duvarında oluşan küçük zedelenmelerin olayı başlatabileceği de ileri sürülmektedir. İç basınç fazlalığı ise özellikle ameliyattan sonraki erken dönemde fazla miktarda bolus tarzında gıda alımı ile ilişkilidir. Şüphelenilen diğer bir faktör ise daha sonra bağ dokusu ile çevrelenen silikon banda karşı bir red reaksiyonudur.

Band penetrasyonundan şüphelendiren ana belirtiler doyma hissinin azalması veya kaybolması, tekrar kilo alma, epigastrik bölgede ağrı ve kronik port enfeksiyonudur. Tanı endoskopi veya x-ray grafi ile konabilir. Röntgenle banda ait kayma ve poş dilatasyonu gibi diğer komplikasyonlar da tanınabileceğinden, başlangıçta bu çalışma mutlaka yapılmalıdır. Bununla birlikte, nihai karar mutlaka endoskopi ile verilmelidir. Penetre olmuş gastrik bandın endoskopik olarak çıkarılıp çıkarılamayacağı bandın penetrasyon derinliğine bağlıdır. Bandın küçük bir kısmının penetre olduğu vakalarda mide delinmesi riski daha yüksektir. Endoskopik tedavi için en uygun grup, bandın tamamen veya tama yakın penetre olduğu vakalardır. Bunlarda delinme riski relatif olarak daha düşüktür. O nedenle semptomatik olmayan vakalarda bandın tam penetrasyonu beklenmeli ve daha düüşük komplikasyon riski nedeniyle endoskopik tedavi tercih edilmelidir.

World J Gastroenterol  2006 July 7; 12(25): 4098-4100 Giovanni D De Palma, Antonio Formato, Vincenzo Pilone, Maria Rega,  Maria Elena Giuliano, Immacolata Simeoli

Çeviri: Op.Dr.Murat Üstün.Ancak kaynak belirterek ve link verilerek alıntı yapılabilir.